Bir felaket kurtarma stratejisinin merkezinde iki temel kavram yer alır: RPO ve RTO. Bu iki ölçüt, bir şirketin bir kesinti karşısında ne kadar veri kaybını kabul edebileceğini ve sistemlerin ne kadar sürede yeniden çalışır hale gelmesi gerektiğini net rakamlarla tanımlar. Bu hedefler doğru belirlenmeden kurulan bir yedekleme veya felaket kurtarma altyapısı, ya gereğinden pahalı ya da gerçek ihtiyacı karşılamayan bir yapıya dönüşebilir.
Bu yazıda, RPO ve RTO’nun ne anlama geldiğini ve şirketlerin bu hedefleri nasıl doğru şekilde belirleyebileceğini ele alıyoruz.
RPO (Recovery Point Objective) Nedir?
RPO, bir sistemin veya verinin, bir kesinti anında kabul edilebilir maksimum veri kaybı süresini tanımlar. Örneğin RPO’su 4 saat olarak belirlenmiş bir sistem için, en son yedekten bu yana geçen sürede oluşan veri kaybının 4 saati aşmaması gerekir. RPO, doğrudan yedekleme sıklığını belirler; RPO ne kadar kısa tutulursa, yedekleme o kadar sık yapılmalıdır.
RTO (Recovery Time Objective) Nedir?
RTO, bir sistemin kesinti sonrasında ne kadar sürede yeniden çalışır hale getirilmesi gerektiğini tanımlar. Örneğin RTO’su 2 saat olan bir sistem, bir felaket anından itibaren en geç 2 saat içinde tekrar hizmet verebilir duruma gelmelidir. RTO, kurtarma altyapısının ne kadar hızlı devreye alınabileceğini ve bu hız için ne kadar yatırım yapılması gerektiğini belirler.
RPO ve RTO’nun bir felaket kurtarma planının hangi aşamasında tanımlanması gerektiğini, şirketler için felaket kurtarma planı nasıl hazırlanır yazımızda da ele almıştık.
RPO ve RTO Nasıl Belirlenir?
Bu hedefler, teknik bir tercihten çok, iş etkisi üzerinden belirlenmelidir. Bir sistemin durması veya veri kaybetmesi durumunda şirketin ne kadar gelir kaybedeceği, hangi yasal veya sözleşmesel yükümlülüklerin ihlal edileceği ve müşteri deneyiminin ne ölçüde etkileneceği değerlendirilmelidir. Örneğin bir e-ticaret sitesinin sipariş sistemi için RTO çok kısa tutulmalıdır, çünkü her dakikalık kesinti doğrudan gelir kaybı anlamına gelir; buna karşılık iç kullanım için bir raporlama aracının birkaç saatlik kesintisi çoğu zaman tolere edilebilir.

Daha Sıkı Hedefler, Daha Yüksek Maliyet
RPO ve RTO ne kadar kısa tutulursa, bu hedeflere ulaşmak için gereken altyapı (sık yedekleme, gerçek zamanlı replikasyon, sürekli aktif yedek sistemler) o kadar maliyetli hale gelir. Bu nedenle her sistem için en sıkı hedefi talep etmek yerine, gerçek iş kritikliğine göre farklılaştırılmış hedefler belirlemek, hem maliyeti optimize eder hem de kaynakların en çok ihtiyaç duyulan yerlere yönlendirilmesini sağlar.
Hedefler Belirlendikten Sonra Ne Yapılmalı?
RPO ve RTO hedefleri belirlendikten sonra, mevcut altyapının bu hedeflere ulaşıp ulaşamadığı test edilmelidir. Belirlenen bir hedef, yalnızca kağıt üzerinde kalırsa hiçbir değer taşımaz; gerçek bir tatbikatla, sistemin belirlenen sürede ve belirlenen veri kaybı toleransı içinde gerçekten kurtarılabildiği doğrulanmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Her sistem için aynı RPO ve RTO hedefleri mi belirlenmeli?
Hayır, hedefler sistemin kritikliğine göre farklılaştırılmalıdır; tüm sistemler için en sıkı hedefi belirlemek genellikle gereksiz maliyete yol açar.
RPO sıfır olabilir mi?
Teorik olarak gerçek zamanlı replikasyon ile RPO’yu neredeyse sıfıra yaklaştırmak mümkündür, ancak bu genellikle yalnızca en kritik sistemler için maliyet açısından gerekçelendirilebilir.
📩 RPO ve RTO Hedeflerinizi Birlikte Belirleyelim
Sistemleriniz için doğru RPO ve RTO hedeflerini belirlemek ve altyapınızı buna göre planlamak isterseniz, ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazı, sahada tekrar karşılaştığımız gözlemler üzerine Veluva ekibi tarafından hazırlanmıştır. Kendi altyapınıza özel bir değerlendirme istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.